Ömrümün sonuna kadar hazzının sevgilisi olacağım...


Cezmi ERSÖZ yazdı...
22.04.2009 11:47:50

Su olsam ateş olsam göklerdeki güneş olsam konuşmasam, taş olsam yine de oynar mısın benimle?
Sen benim çocukluğumdan kalma bir varlıksın sevgilim. Çocukluk arkadaşımsın... Hep gizlediğini, öbür yarımsın. Sen, adına haz dediğimiz tüm yaşanmışlıklarımdaki tek oyun arkadaşımsın. Oyundan oyuna geçtiğimiz haz yolculuklarımızda, içimi sonuna dek görebilen tek varlıksın.

Son buluşmamızda Ahmet Altan’a ait ‘Herkes hazza koşar, çok azı başında beklemeyi bilir’ cümlesini bana okuduğunda, işte tam da o an, artık tek vücut olduğumuza dair inancım daha da güçlendi. Sen benim ruh eşimdin. Ruhumun eşiydin.

Tüm sabırsızlıklarımıza rağmen, biz de artık hazlarımızın başında beklemeyi öğrenmeye başladık. Birlikte bunu yapabilmek dünyanın en zor direnişi olsa da, hazzın elinde oyuncak olmuyor, hazzı oyunlarımızın baş tacı ediyoruz. Sonra da izlemeye başlıyoruz en derinlerimize yaptığımız haz yolculuklarımızdaki kendimizi.
Her yeni oyun bi diğer oyunun kapısını aralıyor sanki.

Saklambaçtan kör ebeye, yakan toptan bezirganbaşına ne kadar oyun varsa çocukluğumuzdan kalma, yatak odamıza sızıyor. Körebe oynadığımız geceler de ebe bensem, sana yaklaştığımı sana dokunabileceğimi düşündüğüm o anlarda heyecandan çıldıracak gibi oluyorum. O anda duyduğum heyecanın yerini başka ne alabilir ki... Ya da ruhumuzun derinliklerin de kaybolup, sonra da birbirimizi sobelediğimiz saklambaç oyunlarımıza ne demeli... Yaşadığımız hangi başarı, hangi ödül, hangi sevinç bu keşiflerle kıyaslanabilir ki sevgilim...

İki kişi oynamaktan sıkıldığımız o büyülü, o bin bir renkli oyunlarımıza dahil ettiğimiz yabancı oyun arkadaşlarımızla yaşanan hazlardan sıkıldığımız o anları bile çok özel buluyorum, ikimizden biri mızıkçılık yapana kadar geçen o sürede, ta derinlerimizden odamıza yansıyan tuhaflıklarımız değil mi bizi büyüten, hayata hazırlayan… Yabancı oyun arkadaşlarımızla oynadığımız o oyunları özel buluyorum çünkü, o anlarda aramızda yaşanan o eşi bulunmaz bağı ve uyumu hayatımın hiçbir anında hissetmiyorum.

Yatak odamızı bir lunaparka çevirdiğimiz, loş kırmızı ışığın aydınlattığı odamızda, zaman zaman çarpışan arabalara atlıyor hazla şiddetle çarpışıyoruz. Bazen de başımızı döndüren haz duygusu bizi dönme dolap tam da zirvedeyken yakalıyor. Zirvede dakikalarca bir öne bir arkaya sallanan dönme dolabın içindeyken hep; hazzın başını beklemeyi ne kadar başarabiliyoruz? Sorusunu soruyorum artık kendime... Haz, sabırla birleştiğinde değerleniyor... Gerçekte binmekten çıldırasıya korktuğum bir gondolda, yanımda bir tek sen varsan korkum hazza dönüşüyor. Lunaparkın en alımlı oyunu olan Balerin’i tercih ettiğimiz anlarımızda, seni haz ve heyecanın uyumunu izlerken yakalamaya bayılıyorum. Kendine döndüğün ve beni unuttuğun nadir anlarında nasıl da çocuklaşıyorsun bir busen.

Sen benim çocukluğumsun, bu yüzden değerlimsin sevgilim...

Yasaklamayı korumak sanan ailelerimiz ta¬rafından, devamlı sınırlanarak geçirdiğimiz, birbirine benzeyen çocukluğumuzu sınırsızlığa çevirdiğimiz bu geniş aşk bahçemizi çok seviyorum.

Hep deriz ya birbirimize; ‘sınırsızlıklarımız¬da sınırlarımızı belirlemeye çalışıyoruz aslında’ diye. Sınır diye bir şey yok sevgilim. Bize yanlış öğretmişler. Biz bir ülke değiliz ki sınırlarımız olsun! Hem; ‘İşte sınıra geldik, bunun daha ötesi yok!’ dediğimiz o zamanları aştığımız her yeni oyunda, sanki bütün bunları yaşayan biz değilmişiz gibi şaşırtan ‘Bu da son değilmiş!’ dedirten...

Gözlerinde günahlarımla hazzın kardeşliğine rastladığım o gün, vazgeçilmezim oldun... Ben, seninle korkularımı ve meraklarımı hazza dönüştürmek, sonra da başında beklemek istiyorum. Ömrümüz seninle ve sınırsızlığıma doğru yaptığım haz yolculuklarıyla geçsin istiyorum sevgilim... İnan bana ömrümün sonuna dek hazzının sevgilisi olacağım... (cezmiersoz@cezmiersoz.com)

DUYURULAR...
--İZMİR TÜYAP KİTAP FUARINDA ARKADAŞ DERGİSİ STANDINDAYIM.
24 Nisan 15:00-19:00 Arası
25 Nisan 14:00-19:00 Arası
Ve 26 Nisan Pazar Günü 14:00-19:00 Arası
STAND NO: 104-C

--SAFRANBOLU
29 NİSAN ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT 18:00-23:00 ARASI TAŞ EV SANAT VE ŞARAP EVİ'NDE İMZA VE SÖYLEŞİM OLACAK.
ADRES: ESKİ ÇARŞI HIDIRLIK YOKUŞU NO:14 (AYMAKAMLAR EVİ MÜZESİ YANI)
İRTİBAT TELEFONU: 7255300 SUMRU YAĞMURDERELİ

--ZONGULDAK
30 NİSAN PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 13:00-18:00 ARASI DEMİR PARK İŞ MERKEZİNDE EKİN YAYINCILIĞIN DÜZENLEDİĞİ İMZA VE SÖYLEŞİ GÜNÜNDEYİM.

--AFYON
6 MAYIS ÇARŞAMBA GÜNÜ AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ'NDE SÖYLEŞİ VE İMZA GÜNÜNDEYİM.

YAZI ARŞİVİ: 

Çırpınan kalbin benimdir!  

Tanrı'nın yanına kadar uzağa gitmek... (2)  

Tanrı'nın yanına kadar uzağa gitmek... (1) 

Birbirimize hep gerçeği söyleseydik barbarlar olmazdı!  

Mavi Karanlık Gece 

Adını Kimselere Söylemeden Ölmek İsterdim 

Hayat Kirliyken, Düşler Masum Olamaz! 

Deliliğin kaldı sana 

İşten çıkartılan arkadaşların yolculuğu